humeyni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
humeyni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2017 Perşembe

Esad Coşan: ''Erbakan cahil, kültürsüz, itaatsiz... Hiçbir şeyden haberi yok. Bu adamlar sapıtmış kardeşlerim.'' | Akademi Dergisi

akademi dergisi, esad coşan, gerçek yüzü, humeyni, iskenderpaşa, islamcılar, mehmet zahid kotku, milli görüş, necmettin erbakan, nifak, süleymancı mı, şia,



➥ 'Erbakan cahil, kültürsüz, itaatsiz... Hiçbir şeyden haberi yok.'

➥ 'Bu adamlar sapıtmış kardeşlerim, Kur'an-ı Kerim'in gerçekleri ile alay edilmez.'

➥ 'Erbakan 'Bana biat etmeyen kendine din arasın' diyor, sen kimsin ki ben sana biat etmeyince dinden çıkacağım?'

➥ 'Erbakan 'Hocalar ile şura yapayım da, hocaları başıma bela mı alayım?' diyor. Öyle şey mi olur? Adam ayetle sabit şurayı kabul etmiyor ki ...'' (Şura suresi, ayet: 38'e atıf yapıyor. Ayrıca bkz: Al-i İmran 159)

➥ 'Mercedes'lere kurulup saltanat sürüyorsun. Sadece nutuk attın. Hani nerede cihad?'

21 Haziran 2017 Çarşamba

Davulla, zurna ile ava giden avcı. Samimiyetsiz tipik bir İslamcı: Necmettin Erbakan... | Mehmet Fahri Sertkaya

adnan oktar, akademi dergisi, bülent yıldırım, fatih erbakan, humeyni, islamcılık, kemal kacar, Mehmet Fahri Sertkaya, necmettin erbakan, selefilik, siyonizm, süleymancilar, vehhabilik,

"Davulla, zurna ile ava giden avcı"


Ha IHH, ha AKPKK... Bütün yollar CIA'ya bağlanıyor. 



➥ CIA bağlantılı olduğu ve CIA+MOSSAD+AKPKK ortak üretimi olan sözde İslami terör örgütü IŞİD'e yardım ve yataklık ettiği, somut deliller ile ispat edilebilen İHH'nin, şu anda görünürdeki başkanı olan Vehhabi/Selefi zihniyetli Bülent Yıldırım'ın, Milli Gençlik Vakfı (MGV) bağlantılı olduğunu, onun benzeri çok sayıda kişinin bu teşkilatlarda sivrildiğini ama ehl-i sünnet Müslümanların çoğunlukla ezildiğini, yükseltilmediğini,



➥ Erbakan'ın teşkilatlarının ehl-i sünnet harici ne kadar sapmış yol varsa hepsinin buluşma noktası olduğunu, milyonlarca gencin itikadi tuzaklara düşmesinden yana Erbakan'ın hiç vicdani sıkıntı bile duymadığını, 

➥ Erbakan'ın, CIA casusu olan ve ashaba küfürler eden, hz. Peygamberin (s.a.v.) namusuna bile söven Humeyni'ye, ahir ömründe bile rahmet okuyup bu milletin evladına muteber bir alim ve dava adamı gibi gösterdiğini,

➥ Erbakan'ın, vefat ettiği sene bile, Yahudi ve Mason Adnan Oktar'ın, Amerika'daki Evanjelik tarikatlardan araklamalı, modifiye tercümeli bozuk kitaplarını canlı yayınlarda elinden düşürmediğini ve muteber gösterdiğini, oğlu Fatih Erbakan'ın bile Adnan Oktar müridi olup çıktığını,

➥ Erbakan'ın aslında hayatı boyunca feza/uzay kadar büyük egosuna oyuncak olduğunu ve bu nedenle de, ister istemez Siyonistlere oyuncak olduğunu ama aksine bir ruh halini yaşadığını, aksine bir görüntü verme çabasında olduğunu,

➥ Onun hakkında Süleymanlılar cemaatinin merhum idarecesi Kemal Kacar'ın "Davulla, zurna ile ava giden avcı" dediğini, ona hiç kıymet vermediğini, onu kale almadığını, samimi bulmadığını,

➥ Ehl-i sünnet cemaatlerin/tarikatların/müslümanların, kalb-i selim, akl-ı selim müslümanların hiçbir zaman Erbakan'a kıymet vermediğini ve onların Erbakan hakkındaki bu tavırları/kararları için hiç abartısız yüzlerce ciddi ve geçerli gerekçeleri olduğunu, Erbakan'ın neresinden tutsan elinde kalan bir kişi olduğunu,

➥ Erbakan'ın ve partilerinin ve teşkilatlarının hiç de size anlatıldığı gibi olmadığını,

➥ Kıbrıs Harekatı'nda kale alınacak, öyle abartılacak bir başarı bulunmadığını, Yunanistan'daki askerlerin darbe yapması sonucu, Yunanistan'ın Siyonist nüfuzundan çıkmak üzere oluşuna, Sovyetler'e yanaşmasına mani olmak maksadı ile bu harekatın Siyonistlerce planlandığını, uluslar arası gizli Siyonist suç, terör ve ihanet örgütlerinin ortak kararı ile, bu Siyonist güç odaklarının, içlerine sızarak yönettiği Amerika ve AB ülkeleri de "ayara" sokularak, taktik manevralar ile, Kıbrıs üzerinden Yunanlılara ders verildiğini ve Yunanistan'daki cuntacıların çok ama çok zor duruma düşürüldüğünü, Sovyetler'e karşı bu Siyonist karşı atağının isabetli ve başarılı olduğunu, Kıbrıs'a müdahalenin bu nedenle yapıldığını ve bunun için de operasyonun ileri safhalarına izin verilmediğini, bir gizli Yahudi olan, karısının gerçek adı Raşel olan Bülent Ecevit'in aynı planlar gereği ABD'ye gittiğini, bu askeri müdahalenin ne Ecevit'in ne Erbakan'ın işi olmadığını, 

➥ Bu operasyon yapılırken devletimizin ve ordumuzun en üst kademelerinde abartısız yüzlerce Mason ve gizli Yahudi hain bulunduğunu ama Erbakan'a direnmek şöyle dursun, Siyonist yönetim kademesinden gelen emir gereği zevkle itaat ettiklerini, Erbakan'ın pek çok defa olduğu gibi bu gelişmeler sırasında da egosundan, heyecanlı yapısından, neler döndüğünü bilmez halinden dolayı kullanıldığını, 

➥ Mevcut durumda Erbakan'ın ya da bir başkasının, batıya rağmen, Siyonizme rağmen, Haçlı güruhuna rağmen, rest çeker bir eda ile Kıbrıs'a bir askeri müdahale gerçekleştirmediğini, onlarca yıldır masal anlatıldığını,

➥ Kıbrıs'a askeri müdahalenin kalan aşamalarına devam edilememesinin, anlatıldığı gibi yedek parça eksiği v.b. olmadığını, uluslar arası Siyonist çeteden operasyonun bitirilmesine dair ikinci bir emir çıktığını, 

➥ Erbakan'ın, 1974'leri geçtik, 90'larda ortak koalisyon yaptığı Tansu Çiller'in Sabetaycı ve CIA bağlantılı olduğunu bile bilmediğini, Türkiye'nin şartlarını, Türkiye'nin hadiselerini, Türkiye'de mevcut aktörleri, güç odaklarını, hiçbir zaman doğru okuyamadığını, kale alınır siyasi başarıları olmadığını, hep şovmence ve gerçekleşmesi o an itibari ile asla mümkün olmayan ve alt yapısı hazır olmayan ama milletimize nutuk atmaya yarayan projelere giriştiğini,

➥ Erbakan'ın teknik/bilimsel yönünün de aşırı derecede abartıldığını, tanklar için geliştirdiği bir parçanın bile sanki tek başına bir milleti uzaya çıkaracak, bir anda asırlarca bilim/teknoloji açığını/farkını kapatıp milleti/devleti şaha kaldıracak sanki bir mucizevi atılım imiş gibi abartıldığını, 

➥ 'Erbakan yazdı' denilen çok sayıda kitabın Erbakan ile alakası olmadığını, 'Erbakan çektirdi' denilen çok sayıda dizinin ve sinemanın Erbakan ile hiç alakası olmadığını, 

➥ Erbakan'ın Siyonizme ve Masonlara dair anlattıklarının, zaten dünyanın dört bir yanında çoktan anlatılmış, yazılmış ve yazılmakta olan şeyler olduğunu, 

➥ Erbakan'ın baş parmağını öne çıkartarak ve yumruğunu sıkarak yaptığı el işaretinin bile şimdilerde gizli Yahudi olduğu ispat edilen Komünist Lenin'in el işareti, propaganda sembolü olduğunu,

➥ Erbakan'ın İslami ilimler cihetinden bakılınca da bir hiç olduğunu, bundan da mühimi, İslam dini ile sanki hayatı boyunca dalgasını geçmiş ve kendine, çıkarlarına, siyasi çıkarlarına malzeme etmiş gibi bir manzaranın gözler önünde olduğunu,

➥ İnsanlar görsün diye öğle namazını farklı farklı çok sayıda camide, üç beş kere kıldığını, cami etrafında bulunan cemaate samimiyetsizce "Namaz kılan siyasetçi' görüntüsü verdiğini, bu gibi davranışları sergilerken cemaati etkileyip siyasi teşkilatını genişletmek maksadında olduğunu, her zaman ve her hadisede olduğu gibi bu hususta da dinimizi samimiyetsizce siyasi çıkarlarına alet ettiğini, aynı günlerin gecesinde etrafında pek kimse yok diye, üzerine farz olan yatsı namazlarını bile kılmadığını, bütün bunları ona yıllarca şoförlük yapmış bir şahsın, uzun yıllardır anlattığını, 

➥ Milletimizin art niyetli, samimiyetsiz propagandalar ile, 'particilik' belası ile onlarca yıl aldatıldığını, İslam davasına gönül vermiş gençlerin, bu partilerin peşinde koşan, destekleyen yığınların, emeğinin, vaktinin, parasının, mücadelesinin, çıkmaz yollara kasten ya da aldanarak kanalize edildiğini, 

➥ İslam'da partili sisteme, cahillerin seçip seçilmesine, kadınların seçip seçilmesine izin olmadığını, 

➥ İslam hukuku cihetinden bakılınca Erbakan'ın bile seçme ve seçilme yeterliliğine sahip olmadığını,

biliyor muydunuz?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi
***

Bülent Ecevit: ''Bunlar ciddiye alınacak şeyler değil. Kıbrıs harekatı emrini ne ben verdim, ne Erbakan verdi.''


Dikkat! Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

16 Haziran 2017 Cuma

Erbakan doğru bir itikada sahip değildi. İtikadi olarak da nerede durduğu belli değildi | Mehmet Fahri Sertkaya

adnan oktar, akademi dergisi, cia, fıkıh, gizli yahudiler, humeyni, masonlar, Mehmet Fahri Sertkaya, müceddid, mürşid, namaz, necmettin erbakan, oruç, uğur dündar, sabetayistler,


➥ ''Erbakan boş adamın tekiydi. İmanını kurtardı ise ne ala... Kurtardı ise bile mezarında kan terliyordur. Küfrüne sebep olduğu, kendisinden önce ölen ve açtığı çığırdan gidip kendisinden sonra ölmekte olan belki de milyonlarca kişi, onun ümüğünü sıkıyorlardır"

dediğimizde bize hücum edenler, şu rezilliğini de İZLESİNLER!


Göz önündeki ispatlı gerçekleri anlatıp, Müslümanların, on milyonların, gelecek nesillerin dünya ve ahiret saadetini korumaya çalışmak, ona buna iftira atmak değildir. Millete, devlete, ümmete, Allah'ın dinine, insanlığa hizmettir.

Erbakan denilen lüzumsuz herifin saymakla bitmez rezilliği vardı. Hz. Peygamberin (s.a.v) namusuna bile sövmüş CIA casusu Humeyni'yi, ahir ömründe bile bu milletin evladına muteber biri gösterip onu rahmetle anması bile, bir Müslümanı anında titretip kendine getirir ve "Bu mu Müslüman? Bu mu dava adamı?'' dedirtir.

2011 yılında bile, elindeki Yahudi ve Mason Adnan Oktar'ın kitapları ile Sabetayist Yahudi Uğur Dündar'ın karşısında canlı yayına çıkıp o kitapları ısrarla bu millete muteber göstermesi bile, bir Müslümanı anında titretip kendine getirir. Ancak onun gibi İslamcılara tesir etmez. İslamcılık başka şeydir, Müslümanlık başka şey. Müslüman canını bile verir ama yine de itikadını bozacak, ahiretini yakacak, hele ki sayısız Müslümanın itikadını bozacak bir şeye bulaşmaz, aracılık dahi etmez.

Biz hayatı boyunca binlerce kere nifak alameti sergilemiş ve 'Bunu hakikaten iman sahibi olan, Allah'tan korkan biri yapamaz, söyleyemez' dedirten eylemleri ve söylemleri olan Erbakan'ın, gerçekten özü sözü bir Müslüman olduğuna hiçbir zaman inanmadık, inanmıyoruz. Hakaret kastımız yok, ortada bir vakıa var. Değerlendirmek ve kanaat belirtmek herkesin hakkı.

Şimdi gidin, onlarca yıl beraber tiyatro çevirdikleri sözde mürşidlere, sözde müceddidlere "Bu mu alim? Bu mu dava adamı? Bu mu ehl-i sünnet? Bu mu sakalsız evliya? Bu mu Müslüman? Bu mu emir'ül mü'minin?'' diye sorun. Bu da sizin hakkınız, sorun, kimse mani olamaz.

Namaz kılmamanın, oruç tutmamanın DÜNYADAKİ cezası ne imiş, açıp en temel kitaplarda/kaynaklarda bile bulabilirsiniz.

Bir muteber eserden kısa izah verelim:

Hanefî'lere göre: (ed-Durru'l-Muhtâr, I, 326, Merakil-Felah, 60)

Tembellik sebebiyle namazını kılmayan kişi fasık olup(Herkesin arasında utanmadan günah işleyen kişilerden sayılıp, gıybeti bile caiz olanlardan sayılıp, mahkemede şahitliği bile makbul olmayan kişilerden sayılıp), böyle bir kişi haps edilir ve namazlarını kılıp tevbe edinceye kadar vücudundan kan akacak şekilde dövülür/cezalandırılır. Ya tevbe edip namazını devamlı kılar yahut hapishanede ölür.

Ramazan orucunu tembellik sebebei ile terk eden kimsenin hükmü de bunun gibidir. Namaz ile orucun farz olduğunu inkâr etmedikçe yahut bunlardan birini hafife almadıkça (yani dinden çıkmadıkça, sadece fasık kaldıkça), meselâ, Ramazan'da herhangi bir özür olmaksızın oruç tutmamak gibi bir suç işlemedikçe öldürülmez (Yukarıda izah edildiği gibi cezalandırılır. İnkar ederek tutmayan dinden çıkar, o ise öldürülür).

Bunun dayandığı delil hz. Peygamber (s.a.v.)'in şu hadisidir:

➥ "Müslüman bir kimsenin kanı ancak üç şey sebebiyle helâl olur: Zina eden dul (Zina edenler bekarsa ölüm cezası verilmez), cana karşı can (kısas), dinini terk edip cemaatten ayrılan (dinden çıkan) kişi (yani mürted)." (Buhari ve Muslim)


**
En temel seviyede dinini öğrenen birinin bile, bunlardan haberdar olmaması ve Erbakan gibi saçmalaması mümkün değildir. Bunlar hep nifak alametidir. Erbakan'ın hayatı boyunca nerede durduğu belli değildir. Partisine adam gelsin de nereden gelirse gelsin diye en geniş şekilde, "Yahu bu kadarı ancak nifakla olur" dedirten şekilde rahat davranırdı. Şii, Vehhabi, Selefi, mezhepsiz, reformist, (burada kendisinin de yaptığı gibi) sadece Kur'an'ı delil sayan, sünneti inkar eden sapıklar, aklını mantığını naklin önüne koyanlar, Hz. Allah'a zaman ve mekan isnat edenler, ashabın en önde gelenlerine bile sövenler, Hz. Peygamberin (s.a.v.) namusuna bile iftira edenler, İslam hukuku nazarından bakılınca bile teröre varanlar ve bir de buna İslam'ın adını karıştıranlar ve cihad diyenler, ne mal ararsanız vardı teşkilatının içinde ve hiç rahatsızlık duymazdı. O an içinde bulunduğu ortam onu gerektirince çıkıp ehl-i sünnet müdafii gibi durmasını da, konuşmasını da çok iyi bilirdi. Şoförü anlatır, teşkilata adam toplamak için cami cemaatlerini hedef almış da, öğlen namazını tekrar tekrar çok sayıda camide kılmış, namaz kılan siyasetçi görüntüsü vermiş ve namazdan sonra çıkıp dışarıda merakla bekleşen cami cemaatine, dernekçilere, çayhane ehline nutuk atmış ama yatsı namazlarını kılmamış biri...


Zaten o hayatta iken bile teşkilatı laçka haldeydi, şimdi hepten İrancı olup çıktılar.

(Not: Videoyu başka bir yerden aldık. Üzerindeki yazı yanlış yazılmış. Tasfiye değil tavsiye diyor. Ayrıca namaz kılmayana dünyada ceza yok şeklindeki kasten aldatıcı, gerçık dışı sözleri haricinde, şu kısacık videodaki konuşmalarının diğer kısımlarına da en az birkaç saat sürecek izahat yapmak ve düzeltmek gerekiyor.)




Dikkat! Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

26 Nisan 2017 Çarşamba

Sünni camia, Milli Görüşçüleri dalalet fırkası olarak değerlendirmek ve zararlarına mani olmak için seferber olmak zorundadır. | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, cübbeli ahmet hoca, ebubekir sifil, humeyni, ihsan şenocak, islamcılık, Mehmet Fahri Sertkaya, necmettin erbakan, nurettin yıldız, temel karamollaoğlu,

Zilli Görüşçülerin büyük kısmının, Ehl-i Sünnet itikadından ayrıldıkları, dalalet fırkasından oldukları, medenice münazara edilip ilmi delilleri ile izah ve ispat edilmeli, bu memleketin Sünni Müslümanları, sonsuz felakete de götüren bu tehlikeye karşı bilinçlendirilmelidir. 

Bu teşkilatın içinde artmaya devam eden Vehhabi, Selefi, Şii, modernist, mezhepsiz dalalet ehli kişilerden, hususiyetle basın ve medyada faaliyette olanlarına, İslam hukukunun gereğince, mevcut küfür sisteminin hukuk düzeninin de izin verdiği ölçüde, sert tepki gösterilmelidir. 

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun "İslam birliğini İran'dan başlatacağız'' mealindeki açıklamasına, Yavuz Sultan Selim Han hazretlerinin ruhaniyetini bile AKPKK suç, terör ve ihanet örgütünün menfaatine alet edecek kadar seviyesizleşen sözde Ehl-i Sünnet müdafii Ahmet Şimşirgil'in neden itiraz etmediği ve sessiz kaldığı üzerinden bir münazara tertip edilerek, bu hayırlı mücadeleye başlanabilir.

Bu memleketin Müslüman gençlerine, İslamcılığın Müslümanlık olmadığını, siyasi partici bir zihniyete sahip olmak zorunda olmadıklarını, hatta siyasi particiliği gönülden tasvip ederlerse küfre gireceklerini, Erbakan'ın boş adamın teki olduğunu, teşkilatının büyük oranda dalalet fırkası olduğunu, Vehhabiliği, Selefiliği, mezhepsizliği, mealcilik akımını, Kur'aniyyun akımını, Humeyni denilen pisliğin gerçekte CIA casusu bir mülhid olduğunu, İran'ın tarih boyunca ve bu gün ne durumda olduğunu, "İslam cumhuriyeti" tabirinin bile küfür olduğunu, İslam'da cumhuriyet ve demokrasi olmadığını, cahillerin seçme ve seçilme hakkı olmadığını, kadınların seçme ve seçilme hakkı olmadığını ve çok daha fazlasını artık yüksek sesle anlatan birileri olmalı. 

İhsan Şenocak'ın, Nurettin Yıldız'ın, Cübbeli Ahmet Hocanın, Ebubekir Sifil'in bile itikatlarının düzgün olmadığını, ehli sünnet olmadıklarını hatta çok kritik anlarda çok sayıda nifak alameti sergilediklerini, ilmi cihetten, somut ispatları ile, medenice anlatan birileri olmalı...


Dikkat! Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

30 Temmuz 2016 Cumartesi

Humeyni müslüman falan değildi. İnsan bile değildi. CIA casusuydu. Amerika'nın/Siyonizmin adamıydı. | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, humeyni, gerçek yüzü, siyonizm, cia, mossad, necmettin erbakan, cehennem, islamcılık,


Humeyni gerçeği

Onun nasıl bir mel'un olduğunu anlatmaya, onun İslam dünyası hatta insanlık için ne kadar zararlı biri olduğunu anlatmaya kelimeler yeterli olmaz. Hepimiz alemi değişip öte tarafa geçince, mahşer/hesap gününün dehşetini görünce, Humeyni gibilerin SONSUZ felaketine sebep olduğu derya gibi insan kalabalıklarını göreceğiz.

Artık kendi küfrünün mü hesabını verebilir, aldattığı bir tek kişinin mi verebilir ya da toplamda on milyonlarca, belki yüz milyonlarca kişiden hangi birinin hesabını verebilir bilmem. Lenin bile daha bu dünyada iken, son nefesine doğru acıdan aklını yitirmiş, bedeni kok kömürü gibi kararmıştı.

Ben pek çok meseleyi izah etmeye çalışırken, "Sonsuz felaket" deyip durdukça, saniye bile titremeyen ama kendilerinin müslüman olduğunu iddia eden münafıklar şimdi bu paylaşıma saldıracaklardır. Şu yazdıklarımdan, şunca feci gerçekten akılsız bile tesirlenir ama bunlar saniye bile titremezler. Çünkü "Cehennemin yakıtı olan taşlar" işte böyle taşa dönüşmüş tiplerdir. Ama olsun. Ben yıllardır onların dilinden çok çok iyi anlıyorum.

Ümidim o ki hz. Allah Erbakan'ı, çok sevdiği ve baş tacı ettiği, on milyonlarca gence hatta gelecek yüz milyonlarca müslümana örnek gösterdiği Humeyni'den ayırmamış ve aynı yere koymuş ve aynı muameleyi yapmıştır. Ümit ederim ki halen Erbakan'ı ve Humeyni'yi bu memleketin evladına örnek gösterenlere de ecelleri gelince aynı muameleye tabi tutar.


Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Dikkat!
 Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

2 Mart 2016 Çarşamba

Milli görüşçülerin İran sevgisi, anlamak mümkün olmayan, tuhaf, tutarsız İslam birliği ve vahdet anlayışları, ilimsizlikleri, samimiyetsizlikleri ve İran'ın gerçek dini yapısı | Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, necmettin erbakan, islamcılık, islamcılar, Cemaleddin Afgani, şiilik, cia, mossad, islami parti, muta nikahı, hz. ali, gerçek yüzü,

Ne modeller var yahu...

Adamlar neler yazabiliyor, neler iddia edebiliyor yahu...



Hiç mi düşünmezler, "Mürekkep yalamış birileri çıkar da hayal dünyamızı yıkar" diye?


1- Erbakan'ın sahip olduğu, tahsil ettiği İslami ilimler hangileridir? Hangi medresede, hangi müderristen, hangi ilimleri tahsil edip de icazet almıştır? Resmi bir icazet sormuyoruz, gayri resmi bir icazet vesikası da olur?

"Boş adamdı" demekten her fırsatta geri duramadığımız Erbakan hakkındaki bu iddialar karşısında, ezberimiz bozuldu, hakkımız olarak mesnet, ispat isteriz. Biz Erbakan'da sürekli gördük ki, temel İslami meselelerde bile doğru düzgün malumat sahibi değildi. Çoğu meselede ya bilmediğinden ya da işine öyle geldiğinden uydururdu. 

2- İranlı şiilerle vahdet tesis edecekmişiz. Çok şaşırdık... O halde biz mi şiileşeceğiz yoksa onlar mı sünnileşecekler? 

Biz, 20 ana gruba ayrılmış, kimisi ayetleri inkar eden, kimisi Hz. Ali'ye haşa ilah diyen, kimisi mut'a nikahını savunan, kimisi "Bir gecede en fazla 12 kadını mut'a ile nikahlayabilirsiniz" fetvası veren, kimisi ezanı sünnet olan şeklinden çıkarıp bozan, kimisi namazlarında bile sahabelere lanet eden, kimisi "Peygamberlik Ali'nin hakkı idi" diyen, kimisi hacca bile gitmeyip hac yerine kerbalaya giden sapıklarla neyin ittifakını, af edersiniz yanlış oldu, ittifak da değil tevhidini tesis edeceğiz? Herifler, ayetullah diye bir makam uydurmuşlar, haşa peygamber yerine koymuşlar, bunların hatasız ve masum/günahsız olduğuna inanmışlar (tıpkı hristiyanlardaki papa gibi) böyle bir hayal dünyasında böyle bir makam oluşturup birçok dini liderlerini bu makamda gördükleri halde kendi aralarında bir birlik, beraberlik, ittifak yok, tevhid ise hiç yok, bizimle mi tevhid tesis edecekler? Arif olan bu izahtan anlar ki, bir araya gelip kaynaşacağımız bir olacağımız bu şiilerin arasına, faraza gerçek bir hatasız ve masum peygamber gönderilmiş olsa, hiçbir şeye yaramayacak çünkü zaten Hz. Ömer zamanında kılıç zoru ile İslam'a girmiş İran'ın, hiçbir döneminde asıl derdi İslam olmadı. Bozuk İslam inanışları da Acemlerin tarihi boyunca meşhur olan kibirlerine bir alet oldu, araç oldu. 


İslam'ı bir siyasi parti ya da siyasi ideoloji seviyesine indirircesine hatalar zincirini elli yıldır sergileyen zilli görüşçü bu arkadaşlar bilmezler mi, İran'ın gerçek dini yapısını? Ateist, komünist, ateşperest, putperest bir çoğunluğun olduğunu? CIA'nın Humeyni'yi kullanarak kurduğu sözde İslami rejimin, son derece aşırı korumaya alınmış olduğunu, askeri-istihbari aşırı koruma ile bu çakma rejimin halka rağmen ayakta tutulduğunu, halkın ezici çoğunluğunun bu rejimi istemediğini, polisiye tedbirler olmasa iran halkının iki günde bu ayetullahları parça parça edip sözde İslami rejimi yerin dibine sokacağını?

3- Kendi ülkesinin darül harp mi, darül islam mı olduğunu bile sıkıntı etmemiş, kafasına göre bir fıkıh uydurup işine gelen her yerde işine geldiği gibi hükümler uydurmuş, bu çerçevede küfrün partisini islami parti bile ilan etmiş, kendisini halife gibi pazarlamış, bu hallere gelebilmek için bir öğlen namazını üç beş farklı camiye giderek, cemaat görsün diye tekrar tekrar kılmış, yatsı namazlarını da etrafta yabancı kimse yoksa kılmamış Erbakan mı... 

Henüz kendi üzerinde ve kendi ülkesinde şeriatı hakim kılamamış, uygulama sahasına geçirememiş, siyasi menfaatlerine seviyesizce alet ettiği bir İmam hatip sorununu çözememiş, memleketteki iki basın mensubunun, muhabirin ağzının payını verememiş, siyasi manevralar ile ayaklarını kaydıramamış ve daha saymakla bitmez tezatlar ve aşırı zayıflıklar sergilemiş Erbakan mı...

Kendi ülkesindeki İslam cemaatleri ve tarikatlerinin yüzde 99'u ile sürekli kavgalı ve hasım olmuş, onlarla bile tevhid değil, ittifak bile kuramamış Erbakan mı.... 

Böyle bir Erbakan mı İslam Ortak Para Birimi, İslam Ortak Savunma Teşkilatı, İslam Ortak Kültür Teşkilatı gibi birliktelikler kuracakmış? Hem de böyle bir İran ile, vehhabi Suudiler ile, ilan edilmemiş İngiliz, Fransız, Amerikan sömürgeleri konumunda olan halkı müslüman ülkeler ile öyle mi? İşte bu bakış açısı, bu çaba, evcilik oyunu değilse nedir? İşte bu, liderlik hırslarına İslam davasını alet etmek değilse nedir? İşte bu islamcılık değilse nedir? Gerçekten Allah rızasını, gerçekten ümmetin kurtuluşunu, gerçekten memleketin kurtuluşunu dert edinmiş, gerçekten Allah'tan, azaptan, cehennemden, kul hakkından korkan birinin yapabileceği şey midir şu hareket tarzı? Küfrün tüzüğüne bağlı diğer partilerle aynı tüzüğe sahip sözde İslami partisi ve kendi siyasi menfaatleri için bu kadar değeri hiçe sayabilen birisinin, yine dünya siyaset ve menfaati için İslam'ı malzeme etmiş acemler ile tevhid tesis edebileceğine, hatta ettiğine ben gönülden inanıyorum. 

Partisi ve siyasi geleceği için bunları yapabilmiş ama 50 senelik mücadelenin sonunda gelinen yer bir hiç... Arkada bırakılan ise korkunç, akıllara zarar hatalar, veballer, kusurlar hatta felaketler ve hatta cinayetler. 

Şimdi mezarında, şayet imanını kurtarabilmiş ise bile Erbakan, kan terlemiyorsa, ben de ilimden yana bir nasip almamışım. Hz. Ömer (r.a.), hz. Osman (r.a.) yapışmıştır yakasına "Bize, ailemize, şerefimize, namusumuza, dinimize küfür eden alçağa, Humeyniye, medhiyeler düzen ve ümmetin evladına tavsiye eden sen misin?" diye...

Erbakan'ın sözde hizmetleri ile ehli sünnetten ayrılan, teşkilatındaki bin bir türlü bozuk akımın birine kayan, dalalet ehlinden olan, hatta belki de küfre kayan ve Erbakan'dan önce vefat edenlerden bir teki, sadece biri yapışmışsa yakasına Erbakan'ın, ona yeter ama kim bilir kaç binlerce var. Ve halen kaç binlercesi arkasında vefat ediyor, imkan veriliyor mu bilmem, veriliyorsa kim bilir kaç kişi yakasına yapışıyor. Tahminimce her biri: "Bunlara niye izin verdin? Bu kitapları, bu bozuk hocaları, bu vehhabileri, bu selefileri, bu şiileri, bu mehzepsizleri, bu reformistleri, bu alim kılığına bürünmüş CIA ve MOSSAD casuslarını, bu Allah iki yüzlü puttur diyen it oğlu itleri, büyük adam diye bana niye pazarladın? Benim dinimle, ebedi/sonsuz hayatım ile niye oynadın? Bunların kitaplarını bana niye okuttun? Ben senin peşine dindar, dürüst, ahlaklı bir genç olacağım, dinime ve devletime, milletime hizmet edeceğim diye düştüm? Sen nasıl bir müslümansın? Sen nasıl bir insansın, sen nasıl bir vicdana sahipsin? Neden ebedi felaketlere sürüklenişimizi bile sıkıntı etmedin, bunlara engel olmadın?" diyordur ateşler içinde... 

Bir de böyle bir Erbakan'ın resimlerini, böyle bozuk akımlarla canı pahasına mücadele etmiş, İngiliz istihbaratının başındaki kişileri şaşkına çevirmiş ve ümmete kurulan tuzakları bozmaya kendini adamış Abdülhamid han gibi birinin resimleri ile yan yana kullanmaktan da ar etmiyorlar. Abdülhamid han zamanında yaşasa idi Erbakan, İngiliz casusu Blunt'a, itikadı bozuk Cemaleddin Afganiye, İttihatçı masonlara karşı sergilediğinden başka bir hareket tarzı sergilemezdi Abdülhamit han. 

Burası Türkiye! Meydan boş değil! Bu bozuk akım, bu zilli görüşçülük, bu teşkilat, iyice şiiliğe, selefiliğe, islamcılığa, demokratik cumhuriyetçi, seçimci, partici anlayışa, türlü itikadi ve ameli felaketlere kaymış olabilir. Ama biz, İmam-ı Rabbani evlatları buradayız, kimseye öyle ucuz üç beş cümle ile şov yapıp müslümanları kandırabileckeleri, dünya ahiret felaketlerine sürükleyebilecekleri meydanı vermeyiz. 

Son olarak, bir insan şii ise, şii duruşu sergilemeli, selefi ise selefi olduğunu açıklamalı, dik duruşu olmalı ki muhatap alınsın. Bu Abdullah Kaya'nın kim olduğunu bilmem, bir takipçimin soruları vesilesi ile bu gün gördüm profilini... Bilen var mı, bu kişi kimdir? Böyle tezat dolu bir zihniyete, böyle üç satır yazıp karalasa, üç cilt eser yazarak düzeltilmesi gereken bir kafaya nasıl ulaşmıştır? Gerçekten bu kadar tezatın farkında değil midir, yoksa takıyye yapan bir şii midir?





Selam TV genel müdürü Abdullah Kaya'nın Facebook profilinden...













Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Dikkat!
 Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

28 Ocak 2014 Salı

Milli Görüşçülük evcilik oyunudur. | Mehmet Fahri Sertkaya

ayetullah humeyni, erbakan, humeyni, islamcılık, islami parti, Mehmet Fahri Sertkaya, mevdudi, milli gazete, milli görüş, milli nizam, necmettin erbakan, siyasi parti, şeriat,


Şeriat İran değil Kur'an'dır. Sünnettir. Hz. Peygamberimizin (s.a.v.) örnek hayatıdır. Onu örnek alan mübarek sahabelerin, başta da dört halifenin hayatları, uygulamalarıdır. Sahabeleri örnek alan Tabiin ve tebe-i tabiin devri müslümanlarının örnek yaşamları ve uygulamalarıdır. 

Şeriat siyasi parti değildir. 
Şeriat felsefe, ideoloji değildir.
Şeriat İran ya da Mısır ya da Şiilik değildir.
Şeriat Suudi Arabistan ya da Vehhabilik ya da el Kaide değildir.

Humeyni, Ali Şeriati, Mevdudi, Seyyid Kutub, Cemalettin Afgani, Reşit Rıza, Muhammed Abduh, Necmettin Erbakan ve diğerleri... Bunların hiçbiri gerçek İslam alimi de, gerçek İslam mücahidi de değildir. Özellikle Erbakan boş adamın tekidir. Hatta kendini devasa göstemek için bir ömür İslam davasını perişan etmiş zavallının tekidir. Milli Görüşçülük evcilik oyunudur. 

İslam'da bilen bilmeyen herkesin seçim yapma hakkı yoktur. Bu gün bilinen ve kabullenilen şekli ile bir seçim sistemi de yoktur. Dolayısıyla İslam'da siyasi parti de yoktur. İslami Parti tabiri ve gayreti, cahilce ve çocukça bir oyundur. Müslümanların siyasi partilere ihtiyacı da yoktur. İlim, amel ve ihlasın olduğu bir yerde huzur içinde idare edilmek için bir partiye ve parti liderine ihtiyaç yoktur. İlim, amel ve ihlasın olmadığı bir yerde bin tane parti de olsa, İslamı parti zan eden bin tane parti lideri de olsa boştur. Kendini kurtaramaz bu kadrolar ki, ilimsiz, amelsiz ve ihlassız bir milleti nasıl kurtarsınlar. 

Bizim, faydasız, boş siyasi mücadelelere ve şovmenliklere heba edilecek vaktimiz yok. 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi DergisiDikkat! Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

17 Ekim 2013 Perşembe

Erbakan boş adamın tekiydi! | Mehmet Fahri Sertkaya

Erbakan boş adamın tekiydi | Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi Adnan Oktar, Uğur Dündar, Sabetaycılar, Mut'a nikahı, Telgraf, Fatih Erbakan


Erbakan öylesine boş ve samimiyetsiz bir adamdı ki, İslam adına hareket ediyormuş gibi gözükerek Müslümanları perişan ettiğini, pek çok ciddi-mesuliyetli meselede inadına hata yaptığını hiç tınmazdı. Hiç sıkıntı etmezdi.



Kimseyi dinlemezdi. Dediğim dedik inat bir tipti. Bu milletin başına Adnancıları Erbakan ve Milli Gazetesi sardı. Aldı parayı, verdi tam sayfayı... Yıllarca devam etti bu... Parti içinde de vaziyet aynıydı. Adnancılar hem para veriyorlar hem de adamlarını koyuyorlardı partiye. Düşünün ki en nihayet Fatih Erbakan bile Adnan Oktar müridi oldu çıktı. Hala da öyle...

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Erbakan'ı putlaştırmayın! | Mehmet Fahri Sertkaya


Erbakan sizin zan ettiğiniz adam olsaydı, Erbakan dolu dolu, hayran olunası bir adam olsaydı, Erbakan davasında samimi, nefsini düşman bilip terbiye etmiş ve Müslümanlara lider olabilecek çapta bir adam olsaydı, Humeyni gibi bir kızıl kafire, bunca yaşından sonra bu sözlerle medhiyelerde bulunmazdı.

Erbakan'ın yanına samimi duygularla yanaşıp, onu büyük zan ederek hizmet etmek gayreti gütmüş ve çok kısa süre sonra yanından ayrılmak zorunda kalmış gerçek dava adamlarının, cevher gibi ehl-i sünnet gençlerinin hepsinin ortak değerlendirmesi şudur;

- Erbakan, kalıbının adamı değildir. Gözüktüğü gibi biri değildir. Nefsine inanılmaz derecede mağluptur. Adeta benlikten-egodan gıdalanır. Dik başlıdır. Bir kere bir konuda inat etti mi bir daha ikna etmek mümkün değildir. Hareketleri gayr-i samimi ve nefsanidir. Tek adamdır. Koltuğuna uzun vadede bile alternatif olabilecek gençleri türlü hileler ile partiden uzaklaştırmıştır. Zaten 50 yıllık mücadelesinin sonunda kayda değer beş genç devlet adamı bile yetiştirememiş ve partiyi bir hiç mesabesinde ve lidersiz bırakmış olması da bu anlattıklarımızın ispatı niteliğindedir. Partisi ehl-i sünnet harici bütün dalalet fırkalarının toplanma üssü olmuş ama bundan rahatsızlık duymamış, buna mani olmaya çalışmamıştır. Erbakan, nefsini, benliğini tatmin etmek için, gösteriş için, ava davulla, zurna ile giden bu nedenle her zaman kendisi av olan bir zavallıdır. Erbakan hiçbir zaman bu memleketin müslümanlarına lider olmamış, olamamıştır. Erbakan'ı 'müslümanların halifesi' ilan edebilecek kadar ileri giden sözde mürşidler, şeyhler, müceddidler de aynı Erbakan gibidir. Nefislerinin elindedir.


Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Dikkat!
 Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

Bu güne değin en çok tıklanılanlar